Hızlı dolaşım menüsü :

  1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. Arama aracına git
  4. Yardım menüsüne git
  5. Modüllere git
  6. Klavye kısayollarına git

Yardım menüsü :

  1. Sanofi dünya çapında |
     
  2. Bizim web siteleri |
     
  3. Grup Siteleri |
     
  4. Yardım |
  5. Bize ulaşın |
  6. Site haritası
  1. Yazı tipi boyutu

    Yazı tipi boyutunu küçültme Yazıtipi boyutunu arttır  
 
 

Sağlığınız

Bize ulaşın

Sanofi Sağlık Ürünleri Ltd. Şti.

Büyükdere Cad No:193 K: 4-10
34394 Levent
Istanbul

Web sitesi Sorumlusu: 
Dilara Fırat

Son Güncelleme Tarihi:
16 Ocak 2018

Tel: +90 (212) 339 10 00
Faks: +90 (212) 339 11 99

İçerik :

Tromboz

Venöz Tromboembolizm (VTE), yani bir toplardamarın kan pıhtısıyla tıkanması durumu (derin ven trombozu) ve bu duruma bağlı gelişen patolojiler (özellikle akciğerlerin beslenmesinin bozulmasına sebep olan pulmoner emboli) ABD’de en çok rastlanan kardiyovasküler hastalıklar arasında üçüncü sırada yer almaktadır. Tüm dünyada genel popülasyonda binde bir oranında görülmektedir.

 
Bölümlere direkt linklerin listesi :

Tanımlar

Tromboz hastalığı kanın aterosklerozlu bir atardamar ya da toplardamar içinde ya da bir organda pıhtılaşmasıyla oluşur. Bu pıhtıya trombüs adı verilir. Ateroskleroz, atardamarların iç duvarında plak şeklinde lezyonlar gelişmesine neden olur. Bu plaklar bütün damar sistemine dağılabilirler. Böyle bir plak parçalandığında, içerdiği kollajen, dolaşan kanla temasa geçer ve trombositler lezyon bölgesine yapışarak bir trombüsün oluşmasına neden olur. Trombüs genişleyerek damarı tıkayabilir. Bu durumda kanın damar içinden akışı engellenir ve dokuda hasar oluşur. Bunun sonucunda, inme, akut koroner sendrom (kararsız anjina – bkz. İskemik Kalp Hastalığı veya periferik arter hastalığı) gibi ciddi kardiyovasküler olaylar ortaya çıkabilir.

Derin ven trombozu (DVT) ise vücudun derin venlerinden (toplardamarlarından) birinde bir pıhtı geliştiği zaman ortaya çıkar. Genellikle bu durum bacaklardaki toplardamarlarda görülür. Toplardamar içinde oluşan pıhtı, kan akışını kısmen veya tamamen engeller.

DVT gelişen kişilerde, bacaklardaki toplardamarlarda yerleşen pıhtıdan bir parça, damar çeperinden kopup ayrılırsa, kan dolaşımıyla taşınarak akciğer atardamarlarından birini tıkayabilir. Bu duruma Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli) adı verilmektedir. Akciğer embolisi ciddi nefes darlığı, göğüs ağrısı, hızlı ve sık nefes alıp verme, öksürük, çarpıntı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hızla tanı konmaz ve tedavi edilmezse hastayı ölüme götürebilir.

DVT gelişen kişilerde, post-flebitik sendrom (post-trombotik sendrom olarak da adlandırılır) ortaya çıkma riski de vardır. Post-flebitik sendromun nedeni, bacak toplardamarlarının hasara uğramasıdır; şişkinlik, ağrı ve daha ciddi vakalarda bacak ülserlerine neden olabilir.

DVT (derin ven trombozu) ve PE (akciğer embolisi), venöz tromboembolizm (VTE) adı altında toplanır.

Venöz tromboembolizm, çoğu kez önlenebilir bir hastalıktır. Klinik kılavuzlarda, VTE oluşumunun önlenmesine yönelik tedavilerin uygulanması önerilmektedir.

Nedenler

Kanın pıhtılaşma mekanizması yaşamsal, ama birbirine ters iki işlevi yerine getirir: Kanın akışkanlığını korumak ve herhangi bir damar zarar gördüğünde, akışı durdurmak için kanın pıhtılaşmasını sağlamak. Bu mekanizmanın işleyişi bozulduğunda tromboz ortaya çıkabilir. Trombozu teşhis eden Rudolf Virchow’un üçlüsü olarak anılan hastalık sebepleri şunlardır:

1) Kan akışının yavaşlaması

Uzun süre yatakta yatmayı gerektiren bazı uzun süreli hastalıklar, alçı atel uygulanması, ağır ameliyatlar, konjestif kalp yetersizliği, uzun yolculuklar, şişmanlık veya az hareket etme, kan akışını yavaşlatarak tromboza neden olabilir.

2) Kan yapısının bozulması

Pıhtılaşma bozukluğu olanlarda, tromboz eğilimi artar. Antitrombin III, protein C ve S, fibrinojen, plazminojen gibi pıhtılaşmada rol oynayan bazı faktörlerin eksikliği veya azalması tromboza eğilim yaratır (örneğin doğum kontrol hapı kullanımı, gebelik, nefrotik sendrom, yumuşak doku travmaları, ameliyatlar, kanserler gibi).

3) Damar içyapısının bozulması

Damarın iç yüzeyinde ortaya çıkan bozukluklar da tromboza eğilimi artırır (aterom plakları, tanı ve tedavi amaçlı vasküler girişimler, enfeksiyon ve travma).

Risk Faktörleri

  • Uzun süre yatakta yatmayı gerektiren durumlar
  • Yeterince hareket edilmesini kısıtlayan uzun yolculuklar, alçı, atel uygulamaları
  • Ameliyat veya doğum sonrası kan pıhtılaşmasındaki bozukluklar
  • Kalp yetersizliği
  • Şişmanlık, yaş
  • Sigara kullanımı
  • Yüksek tansiyon, damar sertliği ve kolesterol yüksekliği
  • Doğum kontrol hapı kullanımı
  • Damarlarda tanı ve tedavi amacıyla yapılan girişimler
  • Kanserler

Belirtiler

Tromboz, pulmoner emboli gibi ciddi komplikasyonlara neden olabileceğinden, hastalığın belirtilerine karşı uyanık olmak, hızlı tanı ile hayat kurtarıcı olabilir.

Derin Ven Trombozu (DVT), çoğu zaman, ağrı, hassasiyet, ısı artışı, gerginlik hissi ve kızarıklık ile kendini gösterir. Ancak, bazı hastalarda belirgin bir şikayete ya da belirtiye neden olmayabilir.

Uzun hareketsizlik dönemleri kan pıhtılarının oluşmasına yol açabilir. Bu nedenle, diz ya da kalça ameliyatları gibi büyük ortopedik operasyonlar sonrasında, karın içi ameliyatlar sonrasında, kanser hastalarının takibi ve tedavisi sırasında, büyük travmalar sonrasında, ağır hastalıklarda uzun süre yatağa bağlı kalan hastalarda aşağıdaki belirtilere dikkat edilmelidir:

  • Ayak parmaklarında renk değişikliği (soluklaşma, morarma, kızarma), hissizlik veya uyuşukluk.
  • Kramplar, şişme, uzun süre devam eden karıncalanma veya ağrı.
  • Ateş ve titreme.
  • Şiddetli nefes darlığı veya göğüs ağrısı.

Bu belirtiler ameliyat veya hastalıktan hemen sonra ortaya çıkabileceği gibi, taburcu olup eve gelindikten sonra da görülebilir. Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında, mutlaka zaman geçirmeden bir hekime başvurulması gerekir.

Tanı

Tanıda, fizik muayene, venöz doppler, anjiyografi (flebografi) ve D-dimer testi kullanılabilir.

Venöz Doppler

Non-invazif (acı vermeyen) bir tanı yöntemidir. Yüzeysel ve derin toplardamarlar tromboz açısından taranır. Doppler ultrasonografi, kulağımızın duymayacağı kadar yüksek frekanslarda ses dalgaları kullanılarak damarlarımızı ve içindeki akımı görüntüleyen, daha da önemlisi, akım hızlarını saptayarak dolaşımın durumu hakkında son derece önemli bilgiler sağlayan bir yöntemdir.

Flebografi (venografi)

Flebografide, hastanın toplardamarına kontrast madde verilir ve daha sonra çekilen röntgende pıhtı araştırılır (pıhtı röntgen filminde damarda siyah bir leke olarak kendini gösterir).

D-dimer testi

D-dimerler, pıhtılaşmanın aktive olduğunu gösteren fibrinin parçalanma ürünleridir. D-dimer düzeyi çeşitli tekniklerle ölçülebilir. Tromboembolik hastalıklarda D-dimerlerin düzeyi artar. Ancak başka bir çok hastalıkta da (enflamasyon, nekroz, enfeksiyon, kanser) düzey artabileceğinden, testin pozitif çıkması mutlaka tromboz varlığını göstermez. Buna karşılık testin negatif çıkması tromboz olmadığını kanıtlamak açısından çok değerli bir bulgudur.

Güncelleme tarihi: 01 Mayis 2008

Modüllere :